Düzce Sözlüğü: Unutulmaya Yüz Tutan 100’den Fazla Yöresel Kelime ve Anlamı

Yaşam (HürHaber) - Hür Haber Merkezi | 24.07.2026 - 23:52, Güncelleme: 24.07.2026 - 23:59
 

Düzce Sözlüğü: Unutulmaya Yüz Tutan 100’den Fazla Yöresel Kelime ve Anlamı

Düzce'de yıllardır kullanılan ancak zamanla unutulmaya başlayan yüzlerce yöresel kelime, bu kapsamlı sözlükte bir araya getirildi. Fındık kültüründen köy yaşamına uzanan Düzce'nin zengin dil mirasını keşfedin.
Düzce; yalnızca doğal güzellikleri, fındığı ve tarihiyle değil, köylerden ilçelere değişen zengin konuşma kültürüyle de dikkat çekiyor. Günümüzde özellikle genç kuşakların daha az kullandığı pek çok kelime, Düzce'nin geçmişine, tarım hayatına, mutfağına ve günlük yaşamına ışık tutuyor. Akçakoca'dan Gölyaka'ya, Yığılca'dan Gümüşova'ya kadar farklı bölgelerde aynı nesne veya durum için farklı kelimeler kullanılabiliyor. Bazı ifadeler yalnızca belirli köylerde yaşarken bazıları Batı Karadeniz'in geniş bir bölümünde biliniyor. Düzce Sözlüğü başlığı altında hazırlanan bu rehberde, yörede kullanıldığı akademik ve yerel derlemelerle kayıt altına alınan kelimeler ile anlamları bir araya getirildi. Önemli not: Düzce'nin çok kültürlü yapısı nedeniyle kelimelerin söylenişi ve anlamı ilçeden ilçeye, hatta komşu köyler arasında bile değişebilir. Bu liste bütün Düzce'de aynı biçimde kullanılan tek ve kesin bir sözlük olarak değil, yerel söz varlığını korumaya yönelik yaşayan bir kültür çalışması olarak değerlendirilmelidir. Düzce Sözlüğü nedir? Düzce Sözlüğü; şehir merkezi, ilçeler ve köylerde geçmişten bugüne kullanılan yöresel kelimeleri, deyimleri ve söyleyiş biçimlerini açıklayan bir yerel kültür rehberidir. Bu kelimelerin önemli bir bölümü tarım, fındık üretimi, hayvancılık, mutfak, hava olayları, aile hayatı ve köy yaşamıyla ilgilidir. Bazı kelimeler standart Türkçede bulunurken Düzce'de farklı bir anlamda kullanılabilir. Bazıları ise yalnızca belirli bölgelerde duyulan yerel söyleyişlerdir. Düzce'de neden tek bir ağız yok? Düzce, tarih boyunca farklı bölgelerden gelen toplulukların birlikte yaşadığı bir şehir oldu. Yerli Manav topluluklarının yanı sıra Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar ve Anadolu'nun farklı şehirlerinden gelen aileler, Düzce'nin kültürel yapısının şekillenmesine katkı sağladı. Bu çeşitlilik konuşma diline de yansıdı. Akçakoca'da Karadeniz ağzına yakın ifadeler daha belirgin olabilirken Gölyaka, Yığılca, Cumayeri veya merkeze bağlı köylerde farklı söyleyişlerle karşılaşılabilir. Bu nedenle bir kelimenin Düzce'nin bir ilçesinde bilinmesi, başka bir ilçede aynı anlamda kullanılacağı anlamına gelmez. A'dan Z'ye Düzce'de kullanılan yöresel kelimeler A harfi Aha: Şaşırma, fark etme veya bir şeyi gösterme sırasında kullanılan ifade. Afkurmak: Yüksek sesle bağırmak veya seslenmek. Ajlanmak: Acıkmak, açlık hissetmek. Amel: İshal anlamında kullanılan yöresel kelime. Ander: Kötü, işe yaramaz veya istenmeyen şeyler için kullanılan söz. Aramancık: Fındık hasadı tamamlandıktan sonra bahçede kalan fındıkları yeniden arama ve toplama işi. Avla: İki tarla, bahçe veya arazi arasındaki sınır. Aykırı: Yan taraf veya yana doğru anlamında kullanılır. B harfi Baa: Şaşırma veya hayret bildiren ünlem. Bet: Çirkin veya kötü görünümlü. Buculi: Buzağı, ineğin yavrusu. Bulari: “Bunları” kelimesinin yöresel söylenişi. Ç harfi Çağna: Yengeç. Çember: Kadınların kullandığı yazma veya başörtüsü. Çırılta: Un, su ve tuz gibi temel malzemelerle hazırlanan ekmek benzeri yöresel yiyecek. Çiçili: Solucan için kullanılabildiği gibi çok ince ve zayıf kişiler için de söylenir. Çisenti: İnce ve hafif biçimde yağan yağmur. Çönçi: Fındığın yeşil dış kabuğunun kurumuş hâli. Çüncüli: Küçük ve ince yapılı sinek. D harfi Da: Sözü kuvvetlendirmek veya vurgu yapmak amacıyla kullanılan ifade. Deremen: Değirmen kelimesinin yöresel söylenişi. E harfi Enni: Geniş veya eni büyük. Enük: Köpek yavrusu; bazı eski kullanımlarda başka yabani hayvanların yavruları için de söylenebilir. Etma aşı: Turşunun kavrulmasıyla hazırlanan yöresel yemek. F harfi Farfara: Gereksiz veya boş konuşma. Farfatara: Kelebek. Fındıklık: Fındık ağaçlarının bulunduğu bahçe veya arazi. Filoti: Hamsi kullanılarak hazırlanan ekmek türü. Fişkan: Fındık ağacının dibinden veya gövdesinden çıkan genç filiz. Düzce’nin ekonomik ve kültürel yaşamında önemli yeri bulunan fındıkla ilgili hazırladığımız Düzce fındık rekoltesi haberini de inceleyebilirsiniz. G harfi Gaybana: İstenmeyen, uğursuz veya kişiyi rahatsız eden şeyler için kullanılan ifade. Gazel: Ağaçlardan yere dökülmüş kuru yapraklar. Gebiç: Değirmencinin öğüttüğü undan pay olarak aldığı miktar. Geçek: Bahçe veya tarla kapısı. Gegek: Ağaç dalını çekmek için kullanılan ucu kıvrık dal ya da araç. Gelberi: Fındık toplama ve bahçe işlerinde kullanılan tırmık benzeri araç. Gelek: Ağaç yaprağı veya defter yaprağı anlamında kullanılabilen kelime. Gemük: Kemik kelimesinin yöresel söylenişi. Gıdık: Elde taşınan küçük sepet. Gıldır gıbıç: İşe yaramayan veya niteliksiz kişi ve nesneler için kullanılan söz. Gıran: Tepelerde bulunan düz veya düze yakın alan. Gıravu: Kırağı veya çiğ. Girebi: Ucu kıvrık küçük balta. Gocagarı erüğü: Uzun ve koyu renkli bir erik çeşidi. Gocaman: Yaşlı adam; bazı yerlerde kadınların eşlerine yönelik kullandığı hitap. Gollamak: Bir kişiye veya şeye göz kulak olmak. Gopagene: Koşarak veya hızlı biçimde. Gopça: Kopça veya düğme. Goşama: Avuç. Goşamalamak: Bir şeyi avuçlamak. Got: Mısır, buğday veya fındık gibi ürünleri ölçmek için kullanılan ahşap ölçü kabı. Govalak: Baykuş. Gozak: Henüz tam olgunlaşmamış meyve. Gökyeşil: Kertenkele. Gövermek: Yeşermek veya yeşil renk almak. Göz: Suyun topraktan çıktığı kaynak noktası. Gözcek: Gözlük. Gufa: Tahtadan yapılan ve sırtta taşınan büyük su kabı. Guvan: Bal arısı. Guşluk: Sabah ile öğle arasındaki zaman dilimi. Guz: Kuzey veya kuzeye bakan arazi. Gübür: Evde veya kapalı alanda biriken toz ve küçük çöpler. Güdüne: Taneleri ayrılmış mısırın geriye kalan koçanı. Güney: Güneşe ve güneye bakan arazi. Güz: Sonbahar. H harfi Habu: “Bu” veya “burası” anlamında kullanılan yöresel söyleyiş. Habura: Burası veya buraya. Haçen: Kullanıldığı cümleye göre “ne zaman” veya “madem” anlamına gelir. Harçı: Tarım işlerinde kullanılan uzun sırık. Hasi: İneğin yem yediği bölüm veya yemlik. Haşlak: Baştan savma yapılan iş ya da yeterince gelişmemiş ürün. Haşli: Çok sıcak. Hayin: Çok güçlü, sert veya şiddetli. Helbet: Elbette veya tabii ki. Hohori: Baykuş. Hopeçi: Yiyecek veya başka ürünler için kullanılan büyük kap. Hovğ: Sinir, öfke veya hararet. İ ve K harfleri İskembi: Sandalye. Kafulluk: Dikenli ve çalılık alan. Kaldirek: Ormanlarda ve fındık bahçelerinde kendiliğinden yetişen, yöresel yemeklerde kullanılan mor çiçekli bitki. Düzce'de “kaldirik” biçimiyle de bilinir. Karamiş: Kiraza benzeyen, koyu renkli ve ağızda buruk tat bırakabilen meyve. Kırnap: Çuval ağzını dikmekte kullanılan sağlam ip. Kip: Düzgün, yakışmış veya şık duran. Koçara: Hırsız. Kof: Dayanıksız, güçsüz veya içi boş. Koliva: Pişirilmiş veya haşlanmış mısır. Koma: Toprak veya taş kullanılarak yapılan alçak duvar. Kormi: Küçük tabure. Kumuli: Bir kabın üzerinde tepe oluşturacak kadar fazla doldurulmuş. Kumuşi: Fındığın dal üzerindeki yeşil dış kabuklu hâli. Kuşkuş: Kuskus pilavının yöresel söylenişi. Kutuni: Mısır taneleri ayrıldıktan sonra kalan koçan parçası. Külek: Hayvanlara yem vermek amacıyla kullanılan kap veya kazan. L ve M harfleri Lahmi: Hayvanlara verilen sulu yem. Laluk: Bir konuda bilgisi veya becerisi olmayan kişi için kullanılan söz. Longana: Küçük ya da kör yılan için kullanılan yöresel ad. Maştaba: Su taşımakta veya servis etmekte kullanılan sürahi. Melengüççeği: Akçakoca çevresinde Laz böreği için kullanılan adlardan biri. Minci: Lor peynirine benzeyen yöresel süt ürünü. Mintan: Gömlek veya üst giysisi. Motkomer: Yelek. Mumuli: Ağız içinde oluşan yara veya yüzde çıkan sivilce. Muncur: Dudak. N, O ve P harfleri Nacak: Küçük balta. Nedersun: Şaşırma, inanmazlık veya “gerçekten mi?” anlamı taşıyan ifade. Ocak: Fındık üretiminde bir kök çevresinde bulunan fındık dallarının oluşturduğu yapı. Olari: “Onları” kelimesinin yöresel söylenişi. Ova: Hızlıca veya hemen. Paçi: Kız çocuğu. Patoz: Toplanan fındığı yeşil dış kabuğından ayıran tarım makinesi. Peşgir: Havlu veya kurulama bezi. Piç: Kullanıldığı yere göre işe yaramayan şey, zamanı geçmiş ürün veya fındık ocağından çıkan gereksiz filiz. Pomporoz: Yüksek sesle ve gürültülü konuşan kişi. Pontul: Pantolon. Pustuk: Taneleri ayrıldıktan sonra kalan mısır koçanı. R ve S harfleri Rav ravcı: Çok konuşan ve konuşmasıyla çevresindekileri yoran kişi. Rokopi: Mısır ekildikten sonra birbirine yakın çıkan ve seyreltilmesi gereken genç filizler. Sepken: Rüzgârla birlikte eğik biçimde yağan yağmur. Simişka: Sırnaşık davranan kişi. Simsim: Ağır hareket eden, uyuşuk kişi. Soymuk: Mısırın dışındaki yaprak biçimindeki kabuk. Ş ve T harfleri Şebgöz: Renkli gözlü kişi. Şepiti: Eşek arısı veya yaban arısı. Şokali: Mısırın dış kabuğu. Tağra: Ucu çıkıntılı, kesici tarım veya odun aleti; balta türü. Tırmaç: Çuval dikmek veya bağlamak için kullanılan geniş ve sağlam ip. Tiken: Diken kelimesinin eski ve yöresel söylenişi. Töngel: Muşmula; bazı bölgelerde beşbıyık olarak da bilinen meyve. U, V ve Y harfleri Ula: Bir kişiye seslenirken kullanılan hitap sözü. Uşak: Erkek çocuk veya çocuklar. Vu: Şaşkınlık ve hayret bildiren ünlem. Yaba: Ot, saman veya benzeri ürünleri kaldırmakta kullanılan dişli tarım aracı. Yalağuz: Yalnız. Yehg: Yok veya hayır. Yonga: Odun kesilirken ayrılan küçük ve ince parça. Düzce ağzında kullanılan bazı yöresel fiiller Düzce'deki yerel konuşma kültürü yalnızca nesne adlarından oluşmuyor. Günlük hareketleri ve durumları anlatan bazı fiiller de standart Türkçeden farklı söylenebiliyor. Afkurmak: Bağırmak veya yüksek ses çıkarmak. Ajlanmak: Acıkmak. Aykırılanmak: Dengesini kaybederek yana düşmek. Çafulamak: Tırmalamak veya bir yeri eşelemek. Çöpleşmek: Bir şeye takılmak, dolanmak veya zihnin karışması. Dalmak: Bir kişiye ya da hayvana saldırmak veya vurmak. Gollamak: Gözetmek, korumak ve göz kulak olmak. Goşamalamak: Avuçlamak. Goyvermek: Serbest bırakmak. Gulaçlamak: Bir yeri kulaçla ölçmek. Herslenmek: Sinirlenmek veya hırslanmak. İkre etmek: Tiksinmek. Söğütmek: Ateşi veya ışığı söndürmek. Yitmek: Kaybetmek veya kaybolmak. Fındık kültürünün Düzce sözlüğüne etkisi Düzce'deki yöresel kelimelerin önemli bir bölümü doğrudan fındık üretimiyle bağlantılıdır. “Aramancık”, “çönçi”, “fişkan”, “fındıklık”, “gelberi”, “kumuşi”, “ocak”, “patoz”, “piç” ve “tırmaç” gibi kelimeler, üretimin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel bir faaliyet olduğunu gösteriyor. Bu kelimeler hasadın farklı aşamalarını, kullanılan araçları ve fındık bitkisinin bölümlerini tarif ediyor. Tarımda makineleşme ve günlük konuşma dilinin değişmesiyle bazı ifadeler daha az duyulsa da özellikle köylerde ve üretici aileler arasında yaşamaya devam ediyor. Düzce mutfağında yaşayan kelimeler Yerel söz varlığının bir başka güçlü alanını mutfak oluşturuyor. Çırılta, etma aşı, filoti, koliva, kuşkuş, melengüççeği ve minci gibi kelimeler, yöresel yemekleri ve malzemeleri tanımlıyor. Düzce'nin farklı kültürleri bir arada barındırması, mutfak dilinde de çeşitlilik oluşturuyor. Aynı yemek farklı köylerde başka bir adla anılabildiği gibi aynı kelime farklı tarifler için de kullanılabiliyor. Tarım ve köy yaşamından kalan ifadeler Gebiç, gezek, gegek, gıdık, girebi, got, gufa, harçı, hasi, kırnap, külek, nacak, tağra ve yaba gibi kelimeler geleneksel köy hayatının izlerini taşıyor. Bu kelimelerin bir kısmı bugün daha az kullanılan araçları ve üretim yöntemlerini anlatıyor. Yerel kelimelerin korunması, yalnızca dil açısından değil Düzce'nin tarım tarihi, aile yaşamı ve üretim kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması bakımından da önem taşıyor. Bazı kelimeler neden farklı yazılıyor? Ağız araştırmalarında kelimeler, insanların onları günlük yaşamda söylediği biçime yakın şekilde yazıya aktarılır. Bu nedenle “kemik” yerine “gemük”, “kuş” yerine “guş”, “yalnız” yerine “yalağuz” veya “değirmen” yerine “deremen” gibi kullanımlarla karşılaşılabilir. Bu yazımların amacı kelimeleri yanlış göstermek değil, yöresel ses özelliklerini mümkün olduğunca korumaktır. Ancak köyler arasında telaffuz farkı bulunduğundan aynı kelimenin birden fazla yazılışı görülebilir. Düzce Sözlüğü büyümeye devam edecek Düzce'nin köylerinde kullanılan kelimelerin tamamının tek bir çalışmada toplanması oldukça güç. Yaşlı kuşakların hafızasında bulunan pek çok kelime henüz yazılı kaynaklara aktarılmış değil. Bu nedenle Düzce Sözlüğü, yeni bilgiler ve yerel katkılarla geliştirilebilecek yaşayan bir kültür arşivi niteliği taşıyor. Okurlarımız, aile büyüklerinden duydukları ve Düzce'de kullanıldığını bildikleri yöresel kelimeleri; kelimenin anlamı, kullanıldığı ilçe veya köy ve mümkünse örnek bir cümleyle birlikte Düzce Hür Haber'e iletebilir. Siz hangi kelimeleri biliyorsunuz? Düzce'de kullanılan ancak listede bulunmayan yöresel kelimeleri, anlamları ve kullanıldıkları bölgeyle birlikte bize göndererek bu kültür arşivinin büyümesine katkı sağlayabilirsiniz. Sıkça sorulan sorular Düzce'nin kendine özgü bir şivesi var mı? Düzce'de tek ve bütün şehirde aynı şekilde konuşulan bir şiveden söz etmek zordur. İlçeler, köyler ve farklı kültürel topluluklar arasında söyleyiş ve kelime farklılıkları bulunur. Bu nedenle “Düzce ağızları” ifadesi daha kapsayıcıdır. Düzce'de en çok hangi yöresel kelimeler kullanılıyor? Kullanım sıklığı bölgeye ve kuşağa göre değişir. Fındıklık, ocak, patoz, çisenti, sepken, kaldirik, minci, peşgir, nacak ve töngel gibi kelimeler Düzce'nin farklı bölgelerinde duyulabilen ifadeler arasındadır. Akçakoca ağzı ile Düzce merkez aynı mı? Hayır. Akçakoca'nın Karadeniz kıyısındaki konumu ve tarihsel nüfus yapısı nedeniyle bazı kelimeler ile ses özellikleri Düzce merkezden farklılık gösterebilir. Yöresel kelimeler günümüzde hâlâ kullanılıyor mu? Bazı kelimeler özellikle köylerde ve orta-ileri yaş gruplarında kullanılmaya devam ediyor. Ancak günlük yaşamın değişmesi, tarım araçlarının yenilenmesi ve standart Türkçenin yaygınlaşması nedeniyle bazı ifadeler genç kuşaklar tarafından daha az biliniyor. Kaynak ve hazırlama notu Bu içerikteki Akçakoca yöresine ait kelimeler, Ebru Delihasanoğlu Çiftci tarafından hazırlanan ve Türk Dil Kurumu bünyesindeki Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi'nin 2024 tarihli 58. sayısında yayımlanan “Akçakoca Ağzındaki Bazı Kelimelerin Derlenmesi ve Semantik Olarak İncelenmesi” başlıklı akademik çalışmadan yararlanılarak özetlenmiştir. Gölyaka ve Kuyudüzü çevresine ilişkin bazı ifadelerde ise yöreden derlenen yerel söz varlığı kayıtları dikkate alınmıştır. Tanımlar haber diliyle sadeleştirilmiş; akademik çalışmadaki örnek cümleler aynen aktarılmamıştır. Kaynaklar: Türk Dil Kurumu – Akçakoca Ağzındaki Bazı Kelimelerin Derlenmesi ve Semantik Olarak İncelenmesi Gölyaka Kuyudüzü – Dil Özellikleri ve Sözlük Derlemesi Hazırlayan: Düzce Hür Haber
Düzce'de yıllardır kullanılan ancak zamanla unutulmaya başlayan yüzlerce yöresel kelime, bu kapsamlı sözlükte bir araya getirildi. Fındık kültüründen köy yaşamına uzanan Düzce'nin zengin dil mirasını keşfedin.

Düzce; yalnızca doğal güzellikleri, fındığı ve tarihiyle değil, köylerden ilçelere değişen zengin konuşma kültürüyle de dikkat çekiyor. Günümüzde özellikle genç kuşakların daha az kullandığı pek çok kelime, Düzce'nin geçmişine, tarım hayatına, mutfağına ve günlük yaşamına ışık tutuyor.

Akçakoca'dan Gölyaka'ya, Yığılca'dan Gümüşova'ya kadar farklı bölgelerde aynı nesne veya durum için farklı kelimeler kullanılabiliyor. Bazı ifadeler yalnızca belirli köylerde yaşarken bazıları Batı Karadeniz'in geniş bir bölümünde biliniyor.

Düzce Sözlüğü başlığı altında hazırlanan bu rehberde, yörede kullanıldığı akademik ve yerel derlemelerle kayıt altına alınan kelimeler ile anlamları bir araya getirildi.

Önemli not: Düzce'nin çok kültürlü yapısı nedeniyle kelimelerin söylenişi ve anlamı ilçeden ilçeye, hatta komşu köyler arasında bile değişebilir. Bu liste bütün Düzce'de aynı biçimde kullanılan tek ve kesin bir sözlük olarak değil, yerel söz varlığını korumaya yönelik yaşayan bir kültür çalışması olarak değerlendirilmelidir.

Düzce Sözlüğü nedir?

Düzce Sözlüğü; şehir merkezi, ilçeler ve köylerde geçmişten bugüne kullanılan yöresel kelimeleri, deyimleri ve söyleyiş biçimlerini açıklayan bir yerel kültür rehberidir.

Bu kelimelerin önemli bir bölümü tarım, fındık üretimi, hayvancılık, mutfak, hava olayları, aile hayatı ve köy yaşamıyla ilgilidir. Bazı kelimeler standart Türkçede bulunurken Düzce'de farklı bir anlamda kullanılabilir. Bazıları ise yalnızca belirli bölgelerde duyulan yerel söyleyişlerdir.

Düzce'de neden tek bir ağız yok?

Düzce, tarih boyunca farklı bölgelerden gelen toplulukların birlikte yaşadığı bir şehir oldu. Yerli Manav topluluklarının yanı sıra Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar ve Anadolu'nun farklı şehirlerinden gelen aileler, Düzce'nin kültürel yapısının şekillenmesine katkı sağladı.

Bu çeşitlilik konuşma diline de yansıdı. Akçakoca'da Karadeniz ağzına yakın ifadeler daha belirgin olabilirken Gölyaka, Yığılca, Cumayeri veya merkeze bağlı köylerde farklı söyleyişlerle karşılaşılabilir. Bu nedenle bir kelimenin Düzce'nin bir ilçesinde bilinmesi, başka bir ilçede aynı anlamda kullanılacağı anlamına gelmez.

A'dan Z'ye Düzce'de kullanılan yöresel kelimeler

A harfi

Aha: Şaşırma, fark etme veya bir şeyi gösterme sırasında kullanılan ifade.

Afkurmak: Yüksek sesle bağırmak veya seslenmek.

Ajlanmak: Acıkmak, açlık hissetmek.

Amel: İshal anlamında kullanılan yöresel kelime.

Ander: Kötü, işe yaramaz veya istenmeyen şeyler için kullanılan söz.

Aramancık: Fındık hasadı tamamlandıktan sonra bahçede kalan fındıkları yeniden arama ve toplama işi.

Avla: İki tarla, bahçe veya arazi arasındaki sınır.

Aykırı: Yan taraf veya yana doğru anlamında kullanılır.

B harfi

Baa: Şaşırma veya hayret bildiren ünlem.

Bet: Çirkin veya kötü görünümlü.

Buculi: Buzağı, ineğin yavrusu.

Bulari: “Bunları” kelimesinin yöresel söylenişi.

Ç harfi

Çağna: Yengeç.

Çember: Kadınların kullandığı yazma veya başörtüsü.

Çırılta: Un, su ve tuz gibi temel malzemelerle hazırlanan ekmek benzeri yöresel yiyecek.

Çiçili: Solucan için kullanılabildiği gibi çok ince ve zayıf kişiler için de söylenir.

Çisenti: İnce ve hafif biçimde yağan yağmur.

Çönçi: Fındığın yeşil dış kabuğunun kurumuş hâli.

Çüncüli: Küçük ve ince yapılı sinek.

D harfi

Da: Sözü kuvvetlendirmek veya vurgu yapmak amacıyla kullanılan ifade.

Deremen: Değirmen kelimesinin yöresel söylenişi.

E harfi

Enni: Geniş veya eni büyük.

Enük: Köpek yavrusu; bazı eski kullanımlarda başka yabani hayvanların yavruları için de söylenebilir.

Etma aşı: Turşunun kavrulmasıyla hazırlanan yöresel yemek.

F harfi

Farfara: Gereksiz veya boş konuşma.

Farfatara: Kelebek.

Fındıklık: Fındık ağaçlarının bulunduğu bahçe veya arazi.

Filoti: Hamsi kullanılarak hazırlanan ekmek türü.

Fişkan: Fındık ağacının dibinden veya gövdesinden çıkan genç filiz.

Düzce’nin ekonomik ve kültürel yaşamında önemli yeri bulunan fındıkla ilgili hazırladığımız Düzce fındık rekoltesi haberini de inceleyebilirsiniz.

G harfi

Gaybana: İstenmeyen, uğursuz veya kişiyi rahatsız eden şeyler için kullanılan ifade.

Gazel: Ağaçlardan yere dökülmüş kuru yapraklar.

Gebiç: Değirmencinin öğüttüğü undan pay olarak aldığı miktar.

Geçek: Bahçe veya tarla kapısı.

Gegek: Ağaç dalını çekmek için kullanılan ucu kıvrık dal ya da araç.

Gelberi: Fındık toplama ve bahçe işlerinde kullanılan tırmık benzeri araç.

Gelek: Ağaç yaprağı veya defter yaprağı anlamında kullanılabilen kelime.

Gemük: Kemik kelimesinin yöresel söylenişi.

Gıdık: Elde taşınan küçük sepet.

Gıldır gıbıç: İşe yaramayan veya niteliksiz kişi ve nesneler için kullanılan söz.

Gıran: Tepelerde bulunan düz veya düze yakın alan.

Gıravu: Kırağı veya çiğ.

Girebi: Ucu kıvrık küçük balta.

Gocagarı erüğü: Uzun ve koyu renkli bir erik çeşidi.

Gocaman: Yaşlı adam; bazı yerlerde kadınların eşlerine yönelik kullandığı hitap.

Gollamak: Bir kişiye veya şeye göz kulak olmak.

Gopagene: Koşarak veya hızlı biçimde.

Gopça: Kopça veya düğme.

Goşama: Avuç.

Goşamalamak: Bir şeyi avuçlamak.

Got: Mısır, buğday veya fındık gibi ürünleri ölçmek için kullanılan ahşap ölçü kabı.

Govalak: Baykuş.

Gozak: Henüz tam olgunlaşmamış meyve.

Gökyeşil: Kertenkele.

Gövermek: Yeşermek veya yeşil renk almak.

Göz: Suyun topraktan çıktığı kaynak noktası.

Gözcek: Gözlük.

Gufa: Tahtadan yapılan ve sırtta taşınan büyük su kabı.

Guvan: Bal arısı.

Guşluk: Sabah ile öğle arasındaki zaman dilimi.

Guz: Kuzey veya kuzeye bakan arazi.

Gübür: Evde veya kapalı alanda biriken toz ve küçük çöpler.

Güdüne: Taneleri ayrılmış mısırın geriye kalan koçanı.

Güney: Güneşe ve güneye bakan arazi.

Güz: Sonbahar.

H harfi

Habu: “Bu” veya “burası” anlamında kullanılan yöresel söyleyiş.

Habura: Burası veya buraya.

Haçen: Kullanıldığı cümleye göre “ne zaman” veya “madem” anlamına gelir.

Harçı: Tarım işlerinde kullanılan uzun sırık.

Hasi: İneğin yem yediği bölüm veya yemlik.

Haşlak: Baştan savma yapılan iş ya da yeterince gelişmemiş ürün.

Haşli: Çok sıcak.

Hayin: Çok güçlü, sert veya şiddetli.

Helbet: Elbette veya tabii ki.

Hohori: Baykuş.

Hopeçi: Yiyecek veya başka ürünler için kullanılan büyük kap.

Hovğ: Sinir, öfke veya hararet.

İ ve K harfleri

İskembi: Sandalye.

Kafulluk: Dikenli ve çalılık alan.

Kaldirek: Ormanlarda ve fındık bahçelerinde kendiliğinden yetişen, yöresel yemeklerde kullanılan mor çiçekli bitki. Düzce'de “kaldirik” biçimiyle de bilinir.

Karamiş: Kiraza benzeyen, koyu renkli ve ağızda buruk tat bırakabilen meyve.

Kırnap: Çuval ağzını dikmekte kullanılan sağlam ip.

Kip: Düzgün, yakışmış veya şık duran.

Koçara: Hırsız.

Kof: Dayanıksız, güçsüz veya içi boş.

Koliva: Pişirilmiş veya haşlanmış mısır.

Koma: Toprak veya taş kullanılarak yapılan alçak duvar.

Kormi: Küçük tabure.

Kumuli: Bir kabın üzerinde tepe oluşturacak kadar fazla doldurulmuş.

Kumuşi: Fındığın dal üzerindeki yeşil dış kabuklu hâli.

Kuşkuş: Kuskus pilavının yöresel söylenişi.

Kutuni: Mısır taneleri ayrıldıktan sonra kalan koçan parçası.

Külek: Hayvanlara yem vermek amacıyla kullanılan kap veya kazan.

L ve M harfleri

Lahmi: Hayvanlara verilen sulu yem.

Laluk: Bir konuda bilgisi veya becerisi olmayan kişi için kullanılan söz.

Longana: Küçük ya da kör yılan için kullanılan yöresel ad.

Maştaba: Su taşımakta veya servis etmekte kullanılan sürahi.

Melengüççeği: Akçakoca çevresinde Laz böreği için kullanılan adlardan biri.

Minci: Lor peynirine benzeyen yöresel süt ürünü.

Mintan: Gömlek veya üst giysisi.

Motkomer: Yelek.

Mumuli: Ağız içinde oluşan yara veya yüzde çıkan sivilce.

Muncur: Dudak.

N, O ve P harfleri

Nacak: Küçük balta.

Nedersun: Şaşırma, inanmazlık veya “gerçekten mi?” anlamı taşıyan ifade.

Ocak: Fındık üretiminde bir kök çevresinde bulunan fındık dallarının oluşturduğu yapı.

Olari: “Onları” kelimesinin yöresel söylenişi.

Ova: Hızlıca veya hemen.

Paçi: Kız çocuğu.

Patoz: Toplanan fındığı yeşil dış kabuğından ayıran tarım makinesi.

Peşgir: Havlu veya kurulama bezi.

Piç: Kullanıldığı yere göre işe yaramayan şey, zamanı geçmiş ürün veya fındık ocağından çıkan gereksiz filiz.

Pomporoz: Yüksek sesle ve gürültülü konuşan kişi.

Pontul: Pantolon.

Pustuk: Taneleri ayrıldıktan sonra kalan mısır koçanı.

R ve S harfleri

Rav ravcı: Çok konuşan ve konuşmasıyla çevresindekileri yoran kişi.

Rokopi: Mısır ekildikten sonra birbirine yakın çıkan ve seyreltilmesi gereken genç filizler.

Sepken: Rüzgârla birlikte eğik biçimde yağan yağmur.

Simişka: Sırnaşık davranan kişi.

Simsim: Ağır hareket eden, uyuşuk kişi.

Soymuk: Mısırın dışındaki yaprak biçimindeki kabuk.

Ş ve T harfleri

Şebgöz: Renkli gözlü kişi.

Şepiti: Eşek arısı veya yaban arısı.

Şokali: Mısırın dış kabuğu.

Tağra: Ucu çıkıntılı, kesici tarım veya odun aleti; balta türü.

Tırmaç: Çuval dikmek veya bağlamak için kullanılan geniş ve sağlam ip.

Tiken: Diken kelimesinin eski ve yöresel söylenişi.

Töngel: Muşmula; bazı bölgelerde beşbıyık olarak da bilinen meyve.

U, V ve Y harfleri

Ula: Bir kişiye seslenirken kullanılan hitap sözü.

Uşak: Erkek çocuk veya çocuklar.

Vu: Şaşkınlık ve hayret bildiren ünlem.

Yaba: Ot, saman veya benzeri ürünleri kaldırmakta kullanılan dişli tarım aracı.

Yalağuz: Yalnız.

Yehg: Yok veya hayır.

Yonga: Odun kesilirken ayrılan küçük ve ince parça.

Düzce ağzında kullanılan bazı yöresel fiiller

Düzce'deki yerel konuşma kültürü yalnızca nesne adlarından oluşmuyor. Günlük hareketleri ve durumları anlatan bazı fiiller de standart Türkçeden farklı söylenebiliyor.

Afkurmak: Bağırmak veya yüksek ses çıkarmak.

Ajlanmak: Acıkmak.

Aykırılanmak: Dengesini kaybederek yana düşmek.

Çafulamak: Tırmalamak veya bir yeri eşelemek.

Çöpleşmek: Bir şeye takılmak, dolanmak veya zihnin karışması.

Dalmak: Bir kişiye ya da hayvana saldırmak veya vurmak.

Gollamak: Gözetmek, korumak ve göz kulak olmak.

Goşamalamak: Avuçlamak.

Goyvermek: Serbest bırakmak.

Gulaçlamak: Bir yeri kulaçla ölçmek.

Herslenmek: Sinirlenmek veya hırslanmak.

İkre etmek: Tiksinmek.

Söğütmek: Ateşi veya ışığı söndürmek.

Yitmek: Kaybetmek veya kaybolmak.

Fındık kültürünün Düzce sözlüğüne etkisi

Düzce'deki yöresel kelimelerin önemli bir bölümü doğrudan fındık üretimiyle bağlantılıdır. “Aramancık”, “çönçi”, “fişkan”, “fındıklık”, “gelberi”, “kumuşi”, “ocak”, “patoz”, “piç” ve “tırmaç” gibi kelimeler, üretimin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel bir faaliyet olduğunu gösteriyor.

Bu kelimeler hasadın farklı aşamalarını, kullanılan araçları ve fındık bitkisinin bölümlerini tarif ediyor. Tarımda makineleşme ve günlük konuşma dilinin değişmesiyle bazı ifadeler daha az duyulsa da özellikle köylerde ve üretici aileler arasında yaşamaya devam ediyor.

Düzce mutfağında yaşayan kelimeler

Yerel söz varlığının bir başka güçlü alanını mutfak oluşturuyor. Çırılta, etma aşı, filoti, koliva, kuşkuş, melengüççeği ve minci gibi kelimeler, yöresel yemekleri ve malzemeleri tanımlıyor.

Düzce'nin farklı kültürleri bir arada barındırması, mutfak dilinde de çeşitlilik oluşturuyor. Aynı yemek farklı köylerde başka bir adla anılabildiği gibi aynı kelime farklı tarifler için de kullanılabiliyor.

Tarım ve köy yaşamından kalan ifadeler

Gebiç, gezek, gegek, gıdık, girebi, got, gufa, harçı, hasi, kırnap, külek, nacak, tağra ve yaba gibi kelimeler geleneksel köy hayatının izlerini taşıyor. Bu kelimelerin bir kısmı bugün daha az kullanılan araçları ve üretim yöntemlerini anlatıyor.

Yerel kelimelerin korunması, yalnızca dil açısından değil Düzce'nin tarım tarihi, aile yaşamı ve üretim kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması bakımından da önem taşıyor.

Bazı kelimeler neden farklı yazılıyor?

Ağız araştırmalarında kelimeler, insanların onları günlük yaşamda söylediği biçime yakın şekilde yazıya aktarılır. Bu nedenle “kemik” yerine “gemük”, “kuş” yerine “guş”, “yalnız” yerine “yalağuz” veya “değirmen” yerine “deremen” gibi kullanımlarla karşılaşılabilir.

Bu yazımların amacı kelimeleri yanlış göstermek değil, yöresel ses özelliklerini mümkün olduğunca korumaktır. Ancak köyler arasında telaffuz farkı bulunduğundan aynı kelimenin birden fazla yazılışı görülebilir.

Düzce Sözlüğü büyümeye devam edecek

Düzce'nin köylerinde kullanılan kelimelerin tamamının tek bir çalışmada toplanması oldukça güç. Yaşlı kuşakların hafızasında bulunan pek çok kelime henüz yazılı kaynaklara aktarılmış değil. Bu nedenle Düzce Sözlüğü, yeni bilgiler ve yerel katkılarla geliştirilebilecek yaşayan bir kültür arşivi niteliği taşıyor.

Okurlarımız, aile büyüklerinden duydukları ve Düzce'de kullanıldığını bildikleri yöresel kelimeleri; kelimenin anlamı, kullanıldığı ilçe veya köy ve mümkünse örnek bir cümleyle birlikte Düzce Hür Haber'e iletebilir.

Siz hangi kelimeleri biliyorsunuz?
Düzce'de kullanılan ancak listede bulunmayan yöresel kelimeleri, anlamları ve kullanıldıkları bölgeyle birlikte bize göndererek bu kültür arşivinin büyümesine katkı sağlayabilirsiniz.

Sıkça sorulan sorular

Düzce'nin kendine özgü bir şivesi var mı?

Düzce'de tek ve bütün şehirde aynı şekilde konuşulan bir şiveden söz etmek zordur. İlçeler, köyler ve farklı kültürel topluluklar arasında söyleyiş ve kelime farklılıkları bulunur. Bu nedenle “Düzce ağızları” ifadesi daha kapsayıcıdır.

Düzce'de en çok hangi yöresel kelimeler kullanılıyor?

Kullanım sıklığı bölgeye ve kuşağa göre değişir. Fındıklık, ocak, patoz, çisenti, sepken, kaldirik, minci, peşgir, nacak ve töngel gibi kelimeler Düzce'nin farklı bölgelerinde duyulabilen ifadeler arasındadır.

Akçakoca ağzı ile Düzce merkez aynı mı?

Hayır. Akçakoca'nın Karadeniz kıyısındaki konumu ve tarihsel nüfus yapısı nedeniyle bazı kelimeler ile ses özellikleri Düzce merkezden farklılık gösterebilir.

Yöresel kelimeler günümüzde hâlâ kullanılıyor mu?

Bazı kelimeler özellikle köylerde ve orta-ileri yaş gruplarında kullanılmaya devam ediyor. Ancak günlük yaşamın değişmesi, tarım araçlarının yenilenmesi ve standart Türkçenin yaygınlaşması nedeniyle bazı ifadeler genç kuşaklar tarafından daha az biliniyor.

Kaynak ve hazırlama notu

Bu içerikteki Akçakoca yöresine ait kelimeler, Ebru Delihasanoğlu Çiftci tarafından hazırlanan ve Türk Dil Kurumu bünyesindeki Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi'nin 2024 tarihli 58. sayısında yayımlanan “Akçakoca Ağzındaki Bazı Kelimelerin Derlenmesi ve Semantik Olarak İncelenmesi” başlıklı akademik çalışmadan yararlanılarak özetlenmiştir.

Gölyaka ve Kuyudüzü çevresine ilişkin bazı ifadelerde ise yöreden derlenen yerel söz varlığı kayıtları dikkate alınmıştır. Tanımlar haber diliyle sadeleştirilmiş; akademik çalışmadaki örnek cümleler aynen aktarılmamıştır.

Kaynaklar:
Türk Dil Kurumu – Akçakoca Ağzındaki Bazı Kelimelerin Derlenmesi ve Semantik Olarak İncelenmesi
Gölyaka Kuyudüzü – Dil Özellikleri ve Sözlük Derlemesi

Hazırlayan: Düzce Hür Haber

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve duzcehurhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.